Sel Baskını Nedeniyle Oluşan Zararların Tazmini ve İdarenin Sorumluluğu
Şiddetli yağışlar sonucunda meydana gelen sel ve su baskınları; konutlarda, iş yerlerinde, araçlarda ve diğer malvarlığı değerlerinde ciddi zararlara yol açabilmektedir. Bu tür olaylarda zarar gören kişilerin aklına gelen önemli sorulardan biri, uğranılan zararın hangi kurum veya kuruluş tarafından karşılanacağıdır. Özellikle altyapı yetersizliği, yağmur suyu tahliye sistemlerinin gerektiği gibi çalışmaması veya gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle oluşan zararlar bakımından idarenin hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir.
Sel felaketi sonucunda ortaya çıkan her zararın doğrudan idareye yüklenmesi mümkün değildir. Sorumluluğun belirlenebilmesi için olayın meydana geliş biçimi, ilgili kamu kurumlarının görev ve yetkileri, alınması gereken önlemler ve zarar ile idari faaliyet arasındaki bağlantı birlikte değerlendirilmelidir.
İdarenin Sorumluluğu Nedir?
İdarenin sorumluluğu, kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetleri veya hareketsiz kalmaları sonucunda kişilerin uğradığı zararların hukuki koşulların oluşması hâlinde giderilmesini ifade eder. İdarenin sorumluluğu, olayın özelliklerine göre kusura dayalı olabileceği gibi kusursuz sorumluluk esasına da dayanabilir.
Anayasa’nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenleme, idarenin faaliyetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların yargı denetimine tabi tutulmasının anayasal temelini oluşturmaktadır.
İdari faaliyetler nedeniyle maddi veya manevi zarara uğrayan kişiler, ilgili mevzuatta öngörülen şartları yerine getirerek zararlarının karşılanmasını talep edebilir.
Hizmet Kusuru Nedeniyle İdarenin Sorumluluğu
Kamu hizmetinin hiç yerine getirilmemesi, gerektiğinden daha geç sunulması veya kötü şekilde yürütülmesi, hizmet kusurunun ortaya çıkmasına neden olabilir.
İdarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunun değerlendirilmesinde genel olarak üç unsur üzerinde durulur:
- İdari faaliyet veya hizmet: Zarara yol açan olayın idarenin görev alanındaki bir hizmetle bağlantılı olması gerekir.
- Zararın meydana gelmesi: İdari faaliyet veya hizmetin yürütülmesiyle bağlantılı olarak kişinin maddi ya da manevi bir zarara uğramış olması gerekir.
- İlliyet bağı: İdari faaliyet veya hizmet kusuru ile meydana gelen zarar arasında uygun nedensellik ilişkisinin bulunması gerekir.
Örneğin, yağmur suyu tahliye kanallarının düzenli temizlenmemesi, yetersiz altyapı nedeniyle suyun tahliye edilememesi veya gerekli koruyucu önlemlerin alınmaması sonucunda sel meydana gelmiş ve kişilerin malvarlığı zarar görmüşse hizmet kusuru iddiası gündeme gelebilir.
Ancak somut olayda hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı, teknik incelemeler ve hukuki değerlendirme sonucunda belirlenmelidir.
Sel Baskınlarında Mücbir Sebep ve İdarenin Sorumluluğu
Sel ve su baskınları, belirli koşullarda mücbir sebep olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte bir olayın doğal afet niteliği taşıması, idarenin sorumluluğunun her durumda ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Mücbir sebebin idarenin sorumluluğuna etkisi değerlendirilirken olayın öngörülebilirliği, kaçınılmazlığı, karşı konulamaz niteliği ve idarenin olay öncesinde alması gereken önlemler dikkate alınır.
Örneğin, yoğun yağışın gerçekleşmesi öngörülebilir olduğu hâlde gerekli altyapı yatırımlarının yapılmaması, mevcut tahliye sistemlerinin bakımının ihmal edilmesi veya bilinen risklere karşı önlem alınmaması, idarenin sorumluluğunun değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Buna karşılık idarenin gerekli bütün önlemleri almasına rağmen önlenmesi mümkün olmayan olağanüstü bir olay meydana gelmişse mücbir sebep, sorumluluğu tamamen ortadan kaldırabilecek veya azaltabilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Zarar Görenin Kusuru
Zararın meydana gelmesinde zarar gören kişinin davranışlarının da etkili olması, idarenin sorumluluğunun kapsamını değiştirebilir.
Kişinin gerekli uyarılara rağmen bilinen bir tehlikeye karşı önlem almaması veya zararın oluşumuna kendi davranışıyla katkıda bulunması hâlinde, somut olayın koşullarına göre müterafik kusur değerlendirmesi yapılabilir.
Bu nedenle sel nedeniyle meydana gelen zararlar incelenirken yalnızca idarenin faaliyetleri değil, zarar görenin davranışları ve olayın gerçekleştiği bölgenin fiziksel özellikleri de dikkate alınmalıdır.
Sel Nedeniyle Uğranılan Zararlar İçin Tazminat Davası
İdarenin eylem veya işlemleri nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlal edilen kişiler, uğradıkları zararın giderilmesi amacıyla idari yargıda tam yargı davası açabilir.
Tam yargı davaları kapsamında maddi zararların yanı sıra hukuki şartları oluştuğunda manevi zararların da tazmini talep edilebilir.
Sel baskını nedeniyle evi, iş yeri veya aracı zarar gören kişilerin tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle zararın kaynağının ve sorumlu olabilecek kurumların belirlenmesi gerekir.
Zararın hangi idari faaliyetten kaynaklandığı, ilgili kurumun görev alanı ve olayla arasındaki nedensellik bağı ortaya konulmalıdır. Bu inceleme yapılırken olay yeri keşfi, bilirkişi raporları, meteorolojik veriler, altyapı kayıtları ve diğer delillerden yararlanılabilir.
Birden fazla idarenin sorumluluğunun söz konusu olduğu durumlarda her bir idarenin görev alanı, eylemi veya ihmali ve zararın meydana gelmesine katkısı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Sel Baskınından Kaynaklanan Zararlardan Hangi Kurumlar Sorumlu Olabilir?
Sel nedeniyle oluşan zararlarda sorumlu idarenin belirlenmesi, olayın meydana geldiği yer ve zararın ortaya çıkış şekline göre değişir.
Büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleri ve su-kanalizasyon idareleri, görev ve yetkileri kapsamındaki altyapı hizmetleri bakımından sorumluluk taşıyabilir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü de kendi görev alanına giren su yapıları ve ilgili faaliyetler bakımından somut olayın koşullarına göre değerlendirmeye dâhil olabilir.
Bu kurumların sorumluluğunun belirlenmesinde özellikle şu hususlar incelenmelidir:
- Yağmur suyu tahliye sistemlerinin yeterliliği
- Kanal ve mazgalların bakım ve temizlik durumu
- Dere yataklarının ıslah edilip edilmediği
- Taşkın riskine karşı gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığı
- İlgili kurumun mevzuattan kaynaklanan görevleri
- Zarar ile idarenin eylem veya ihmali arasındaki nedensellik bağı
5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 15. Maddesi
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesinin (e) bendi uyarınca belediyeler; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlama, atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlama, bu hizmetler için gerekli tesisleri kurma, kurdurma, işletme ve işlettirme görevlerini yerine getirir.
Bu düzenleme, yağmur suyunun uzaklaştırılması ve gerekli altyapı hizmetlerinin sağlanması bakımından belediyelerin görev alanının belirlenmesinde önem taşır.
5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. Maddesi
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesinin (r) bendi kapsamında büyükşehir belediyelerinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütme, gerekli tesisleri kurma ve işletme, dereleri ıslah etme gibi görevleri düzenlenmiştir.
Bu hükümler, sel ve taşkın kaynaklı uyuşmazlıklarda ilgili belediyenin görev ve sorumluluklarının incelenmesi bakımından önemlidir.
Bununla birlikte, yalnızca sel meydana gelmiş olması belediyenin veya başka bir kamu kurumunun kendiliğinden sorumlu tutulması için yeterli değildir. İlgili idarenin görev alanı, somut olayda hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı ve zararla arasındaki nedensellik bağı ayrıca ortaya konulmalıdır.
Sel Nedeniyle Açılacak Tazminat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
İdarenin hizmet kusuruna dayanan sorumluluğu kapsamında açılacak tam yargı davalarında, kural olarak idari yargı yolu gündeme gelir.
Belediyelerin idari faaliyetlerinden kaynaklanan zararların tazmini amacıyla açılan davalarda görevli mahkeme, genel olarak idare mahkemesidir. Yetkili mahkemenin belirlenmesinde ise İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki yetki kuralları dikkate alınmalıdır.
Zararın hangi kurumun hangi faaliyeti nedeniyle meydana geldiği, uyuşmazlığın idari yargıda mı yoksa adli yargıda mı çözümleneceğinin belirlenmesi bakımından da önem taşır. Bu nedenle özellikle su ve kanalizasyon idarelerine karşı açılacak davalarda ilgili kuruluşun hukuki statüsü, uyuşmazlığın niteliği ve uygulanacak görev kuralları ayrıca incelenmelidir.
Sel Nedeniyle Oluşan Zararların Tazmini İçin Dava Açma Süresi
İdari yargıda dava açma süreleri hak kaybına yol açabilecek nitelikte olduğundan, zararın ve sorumlu idarenin belirlenmesi sürecinde sürelerin dikkatle takip edilmesi gerekir.
İdari eylemlerden doğan zararlar bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, idari dava açılmadan önce ilgili idareye başvurulması gereken durumlar bulunmaktadır.
Bu kapsamda, idari eylem nedeniyle hakkı ihlal edilen kişi, eylemi ve zararı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmalıdır. Başvurunun reddedilmesi veya kanunda öngörülen süre içerisinde cevap verilmemesi durumunda, ilgili hükümlerde düzenlenen koşullara göre tam yargı davası açılabilir.
Başvuru ve dava süreleri olayın niteliğine, zararın öğrenilme tarihine ve idarenin cevabına göre değerlendirilmelidir. Bu nedenle somut olayda uygulanacak sürelerin ayrıca belirlenmesi önemlidir.
İdareye Başvuru ve Tam Yargı Davası Süreci
Sel nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için izlenecek süreç genel olarak şu aşamalardan oluşur:
- Zararın tespit edilmesi: Hasarın kapsamı belirlenmeli; fotoğraf, video, fatura, ekspertiz raporu ve diğer belgeler muhafaza edilmelidir.
- Sorumlu idarenin belirlenmesi: Zarara neden olduğu düşünülen kamu kurumunun görev alanı ve olayla bağlantısı araştırılmalıdır.
- İdareye başvuru yapılması: İdari eylemden kaynaklanan zararlar bakımından gerekli başvuru, ilgili mevzuatta belirtilen usul ve süreler içinde yapılmalıdır.
- Başvurunun değerlendirilmesi: İdarenin cevabı ve cevap verilmemesinin hukuki sonuçları, ilgili mevzuat çerçevesinde incelenmelidir.
- Tam yargı davasının açılması: Dava açma süresi gözetilerek zarar kalemleri, hukuki dayanaklar ve deliller ortaya konulmalıdır.
Tam Yargı Davasını Kimler Açabilir?
Tam yargı davası, idari işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkı doğrudan ihlal edilen kişiler tarafından açılabilir.
Sel nedeniyle evi, iş yeri, aracı veya başka bir malvarlığı değeri zarar gören kişiler, somut olayda idarenin sorumluluğunun şartları oluşmuşsa uğradıkları zararın giderilmesini talep edebilir.
Davada doğru idarenin hasım olarak gösterilmesi ve zararın hukuki dayanaklarının ortaya konulması önemlidir. Birden fazla kurumun görev alanının kesiştiği olaylarda, sorumlu idarelerin belirlenmesi için teknik ve hukuki inceleme yapılması gerekebilir.
Trafik Sigortası Sel Nedeniyle Zarar Gören Aracın Hasarını Karşılar mı?
Zorunlu trafik sigortası ile kasko sigortası farklı teminatlar sağlar. Zorunlu trafik sigortası, esas olarak sigortalı aracın işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere verilen ve poliçe kapsamında kalan zararları karşılamaya yöneliktir.
Sel baskını nedeniyle kendi aracı zarar gören kişinin hasarının karşılanması ise kasko poliçesindeki teminatlara ve istisnalara bağlıdır. Poliçede sel ve su baskını teminatının bulunması hâlinde, sigorta şirketinden poliçe koşulları çerçevesinde tazminat talep edilebilir.
Sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğü değerlendirilirken poliçe hükümleri, hasarın nedeni ve sigorta genel şartları incelenmelidir.
Danıştay Kararı: Sel Nedeniyle Oluşan Zararların Tazmini
Danıştay 10. Daire
Esas: 2016/2263
Karar: 2021/4490
Karar Tarihi: 30.09.2021
Maddi Olay:
Van ili, Özalp ilçesi, … köyünde ikamet eden davacıya ait 35 adet küçükbaş hayvan, Boğazkesen-Kırçalı Deresi yakınlarında otlarken 16/07/2011 tarihinde meydana gelen yağışlar nedeniyle derenin taşması sonucunda suda boğulmuştur.
Söz konusu uyuşmazlıkta, zararın meydana geliş biçimi ve tarafların sorumlulukları değerlendirilmiştir. Bölgenin konumu ve olay üzerindeki etkisi de dikkate alınarak kusur durumunun belirlenmesi üzerinde durulmuştur.
Kararda, olayın koşulları ve tarafların kusurları değerlendirilmiş, kusur oranları üzerinden tazminat sorumluluğu ele alınmıştır. Bu yönüyle karar, sel ve taşkın nedeniyle oluşan zararların incelenmesinde olayın özelliklerinin, sorumluluk durumunun ve nedensellik ilişkisinin önemini göstermektedir.
Sonuç
Sel ve su baskınları nedeniyle ortaya çıkan maddi zararların tazmininde, idarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı somut olayın koşullarına göre belirlenmelidir. Altyapı yetersizliği, bakım eksikliği, gerekli önlemlerin alınmaması veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmemesi gibi durumlar hizmet kusuru iddiasına dayanak oluşturabilir.
Bununla birlikte doğal afetin mücbir sebep niteliği, zarar görenin kusuru ve zararın meydana gelmesindeki diğer etkenler de değerlendirilmelidir. İlgili idarenin tespit edilmesi, delillerin toplanması ve idari başvuru ile dava açma sürelerine uyulması, hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşır.
Sel nedeniyle zarara uğrayan kişilerin, olayın özelliklerine uygun hukuki değerlendirme yaparak tazminat haklarını ve izleyebilecekleri yolları belirlemeleri gerekir.
