SOSYAL MEDYA KAYITLARI BOŞANMADA DELİL OLUR MU?

Boşanma alanında uzman avukat Av.Burak GÜN.
iletişim bilgilerinde yer alan telefonu arayarak randevu alabilirsiniz.

A)Genel Açıklama

Sosyal medya, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle kişiler arası iletişimde kullanılan araçlardan biridir. Bu anlamda Whatsapp, Skype,  Facebook,  Twittter, İnstagram, Google Hangouts v.b tüm sosyal medya uygulamaları ve yine e-mail yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu açıdan boşanma davalarında kusurlu hareketlerin bazıları sosyal medya üzerinden yapılabilmektedir. Sadakat yükümlülüğü sosyal medya üzerinden aldatma veya kumar oynama gibi davranışlarla ihlal edebilmektedir. Bu sebepler belirli şartlarda sosyal medyadan elde edilen delillerin boşanma davasında kullanılması gündeme gelebilecektir.

Eşler sosyal iletişim uygulamalarında; fotoğraf, yazı, video gibi verilerle her anını paylaşabildiği gibi üçüncü kişilerle de iletişim kurabilmektedir. Ancak bu durumla eşlerin sadakatsizliğine şiddete ya da kötü hayat sürmeye yönelik davranışlarına neden olur. Bu anlamda eşlerin bu tür iletişim uygulamalarındaki kayıtlarının delil değeri her geçen gün artmaktadır.

Sosyal medya uygulamalarından elde edilen bu verilerin, boşanma davasında delil olup olamayacağı önem arz etmektedir. Hemen belirtelim ki, bu verilerin boşanma davasında delil olarak değerlendirilebilmesi için, hukuka uygun olarak elde edilmiş olması gerekmektedir.

B)Facebook-Whatsapp-Instagram-Twitter Gibi Sosyal Medya Kayıtları Hangi Hallerde Hukuka Uygun Kabul Edilir?

Hukuka uygunluk bakımından bu kayıtlarının delil değeri yönüyle bir genelleme yapmak mümkün değildir. Her somut duruma göre değerlendirmek gerekir. Ancak;

Herkese açık olarak paylaştığı, yine hesap sahibinin özel ve gizli alanına yönelik olmayan herkesin görebildiği paylaşımlar, boşanmada davasında delil olarak kullanılabilir. Yine sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların, hesabın sahibi veya aynı paylaşım ortamında bulunan kişilerce delil olarak kullanımının mümkün olduğu değerlendirilmektedir.

-Eşlerin birbirlerine yönelik yaptığı paylaşımlar incelendiğinde ise, eşlerin kendi hesabındaki veriler delil olarak kullanılabilecektir.  Eşlerden biri diğerine örneğin Whatsapp üzerinden hakaret veya tehdit etmişse, mağdur eş bu mesajların kendi telefonu üzerinden incelenmesini Mahkemeden isteyebilir. Bu kayıtlar özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyecektir. Bu kapsamda mahkemece uzman bilirkişiden rapor alınarak, bu hususun tespiti yapılabilecektir.

C)Facebook-Whatsapp- Instagram- Twitter Gibi Sosyal Medya Kayıtları Hangi Hallerde Hukuka Aykırı Kabul Edilir?

1-) Konuya İlişkin Mevzuat:

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 134. maddesinde “Özel hayatın gizliliğini ihlâl” suçu düzenlenmiş olup, maddeye göre; “[1] Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. / [2] Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur” denilmektedir. Aynı Kanun’un 135/1. maddesine göre de, “Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” Yine aynı Kanunun 136/1. maddesine göre ise, “Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “İspat hakkı” başlığını taşıyan 189/2. maddesine göre;

“Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz”.

2-) Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin Kararı Kapsamında Değerlendirme:

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07/03/2017 Tarih ve   2016/14742 E. – 2017/2577 K sayılı kararında da belirtildiği üzere;

HMK 189/2. hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delilerin ispat gücü olmayacağı kabul edilmiştir. Böylece yargılamada ispat hakkının delillere ilişkin yönünün hukuki çerçevesi çizilmiştir. Bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde-edilmiş olması, eş söyleyişle “yasak delil” niteliğinde olmaması esası getirilmiştir. Anılan düzenlemeye göre, hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillerin, mahkeme tarafından dikkate alınamayacağı açıktır. Yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen (kendiliğinden) gözönüne alınması gerekeceği ifade edilmektedir. Böylece bir delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tesbiti halinde, diğer tarafça bu konuda itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece bu sunulan delillerin caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir. Yine hukuka aykırı olarak elde edilen bir delilin içeriği doğru dahi olsa “zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir” ilkesi nedeniyle mahkemece hükme esas alınamayacaktır.

Bu nedenle bahse konu kayıtların nasıl elde edildiği önemli olup, aksi halde TCK kapsamındaki yaptırımlara/cezalara muhatap olunabilir. Yine HMK 189/2. hükmü uyarınca da,  boşanma davasında delil değeri olmayacaktır.  Kişiler örneğin Whatsapp üzerinden eşin üçüncü kişilerle olan konuşma içeriklerini elde edemezler. Ancak GSM operatörleri üzerinden bir kısım iletişim kayıtlarının tespitini Mahkemeden isteyebilirler. Mahkeme de uygun görürse, ilgili GSM operatöründen bu kayıtları isteyebilir. Uygulamada boşanma davasına bakan mahkemeler, aranan numara, aranan tarih ve saat yahut mesaj gönderilen numara ve gönderim tarih ve saati gibi bilgileri ilgili GSM operatöründen istemektedir. Ancak cep telefonu hattı ile yapılan görüşmelerin içeriklerinin ilgili operatörden istenmesi talebi kabul görmeyecek ve reddedilecektir. Bu tarz kayıtların elde edilmesi, ancak ceza soruşturma ve kovuşturmalarında belirlenen usuller çerçevesinde, geleceğe yönelik olarak gündeme gelebilmektedir.

3-)Uygulamada En Çok Karşılaşılan Örnekler

Bir eş diğer eşin şifresini ele geçirerek ondan habersiz sosyal medya hesaplarına gizlice girip, burada kamuya ifşa edilmemiş gizli nitelikteki içerikleri boşanma davasında delil olarak ileri sürerse, diğer eş hesabına rızasına aykırı girildiğini ortaya koyması halinde, Mahkemece bahse konu veriler delil olarak kullanılmayacaktır. Hesabı ele geçiren eşin bu davranışı, ceza hukuku anlamında yaptırımlara da konu olabilecektir.

Bunun dışında, bir eşin, diğer eşin telefonuna yüklediği program ile elde ettiği görüşme kayıtlarının da hukuka aykırı delil olacağı açıktır. Kaldı ki bu delile dayanan eş yönüyle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ilgili kararında da belirtildiği üzere, “eşinin telefonuna gizlice program yükleyerek görüşme kayıtlarının elde edilmesinin, eşinin özel hayatının gizliliğini ihlal etme” sonucunu doğuracağından, boşanma davası yönüyle aleyhe kusurlu bir davranış olarak Mahkemece değerlendirilmesine neden olacaktır (16.04.2018 Tarih ve 2016/16760 E. –  2018/5112 K.).

4-) Hukuk Genel Kurulu Kararı Kapsamında Değerlendirme ve Kanaatimiz:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2002 yılında verdiği bir kararında, “aynı çatı altında yaşayan eşlerin özel hayatlarının iç içe geçtiğini, özel alan sınırlarının muğlaklaştığını, bu nedenle eğer bir eş diğerinin günlük, mektup veya fotoğraflarını zorla veya tehditle ele geçirmeyip evde bulmuşsa, diğer eşin özel alanına ilişkin olsa bile, bunların boşanma davasında delil olarak kabul edileceğine” karar vermiştir. Dolayısıyla aynı evde yaşayan eşlerin yaşamları ve özgürlük sınırları da ortak olduğundan, bazı verileri elde etmek için kanuna aykırı bir eylem/davranış da bulunmaksızın, bu verilere tesadüfen ulaşmaları da mümkün olabilmektedir.

Fakat farklı bir hukuki görüşe göre ise; yaşanılan ortak konut içinde de olsa, eşlerin de kendi özel alanlarının bulunduğu, bu alanın mahremiyetinin hukuk tarafından korunması gerektiği; bu nedenle de bu mahrem alandan gizlice elde edilen verilerin delil olarak kabul edilmesinin hukuken doğru olmayacağı, ifade edilmektedir.

Kanaatimizce burada “rıza” unsuru önem arz etmektedir. Konuyla ilgili TCK 26/2 maddesine göre,

“Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez”, denilmektedir.

Bu anlamda bir eşin, diğer eşe rızasıyla verdiği sosyal medya uygulaması şifresinin kullanılmasıyla elde edilen veriler, hukuka uygun olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak burada şifrenin rıza ile verildiğini iddia eden eşin; bunu (rızanın olduğunu) Mahkemede ispatı önemli olacaktır.

D)Facebook-Whatsapp- Instagram- Twitter Gibi Sosyal Medya Kayıtları Boşanma Davasında Tek Başına Delil Olur Mu?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıların ancak diğer delillerle desteklendikleri takdirde delil olarak hükme esas alınabileceğine, yönelik kararlar vermektedir (25/04/208 Tarih ve 2016/16661 E. – 2018/5566 K.) . Bu bakımdan bu kayıtların özelikle tanık gibi en çok kullanılan diğer delillerle desteklenmesi gerekecektir.

E)Sonuç

Eşler; diğer eşin sosyal medya uygulamalarından veya telefonundan gizlice veya hukuka aykırı olarak elde ettiği fotoğraf, yazı, video gibi verileri Mahkemeye sunmaları halinde; kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi/kaydedilmesi veya özel hayatın gizliliğini ihlâl suçları gibi suçlardan mağduriyetler yaşayabilmekteler. Bu bakımdan konu hakkında hukuki destek alınması ve uzman bir Boşanma Avukatı ile sürecin yürütülmesi, faydalı olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir